35 yolun yarısı eder diyorlar. Az kalmış ortalama ömrü yarılamaya. Kafam ruhum kalbim..hepsi içiçe geçmiş durumda. Keşke küçüklüğümden bu yana günlük mü tutsaydım ne..çünkü insan kendisini yalnızca tahayyül, tefekkür ederek anladığını düşünse de bu şekilde yazıya döktüğünde farklı bir yüzleşme sağlandığını düşünüyorum ki bu nedenle yaşlandığımda defterler arasında kaybolmamak için sanal ortamda günlük tutmaya karar verdim.
Garip bir duygu..hâlâ yaşamın ve kulluğun tam anlamıyla idrakına varmış değilim. Hâlâ kendimi tanımaya, bu, boşlukta muhteşem bir düzenle döngülerini tamamlamaya çalışan koca yuvarlağın içinde ne yaptığımı anlamaya çalışıyorum. Evcilikte oyuna yeni bir oyuncak bebek eklemek gibi sperm versiyonumuzu ensesinden tutup, annemizin bedenine emanet etmiş. Aslında trumanshow'daki Truman gibi hissediyorum kendimi. Bize danışılmadan içine salındığımız yaratılmış evrenin içinde hala bulutların ardındaki sonsuzluğu, hakikati öğrenmeye sevdalıyım.
Kurulu, insana dönüşmüş ama kukla olmaktan kurtulamamış bir pinokyoyuz. Kurgumuz/vademiz ansızın sonlanabilir. Yaşam iplerimiz kopabilir, belki dünya ansızın imha olabilir..Ne tür bir manyak rüyanın içindeyiz dostum farkında mısın?! Ah evet farkındasın ama onu da unutmak üzere kurulu beynin yoksa kıyametin kopma saatini ya da ölümünün detaylarını haiz olsaydın kafayı yerdin. Unutabilmek, alışabilmek tanrı vergisi bir mucize. Bu sayede katlanabiliyoruz kayıplara, ölüm ve acılara. Bilmediğimiz bir sonsuzluğa gideceğimize iman ediyoruz. Fantastik bir rüya.
Hissetmek muhteşem bir özelliğimiz ama bazımızda yüksek seviyelerde yaşandığında katlanması zor oluyor. Sevinmesi güzel ama üzülünce bokunu çıkarıyorsunuz. Aşkınlık..transcendence..sonsuzluk..evren..kainat..sırlar..gizler..mucizeler..varoluş..beyin..ve bunların muhatabı sınırlı bir varlık ama içinde tanrı ruhu üflenmiş, o nedenle gök ve yerle rabıtalıyız. Özel bir kalbe sahibiz; içine Rabbin ve sırların sığdığı..bir avuç et parçasını dolduran ruh, Yaratıcının muhatabı. Onun sevgisinin mahalli.
Haller..hisler..bir mucize ürünü olan kas ve sinir sisteminin iç donanımı. et acıyı tanımlar, ruh yaşar, anlar. Bütün okumalarım bu mucizeler bütününü keşfetmek için. Ama benim ruhum aşırı derecede melankolik ve depresif. Yani kaybolmaya müsait. Bahşedilen yaşama yetisini zaman zaman kaybeden. Böyle zamanlarda insanların ruhlarına bağlı olan gök ipini neden korkusuzca kestiklerini anlıyorum. Yaşayamıyor, hissedemiyorlar varlıklarını. Anlamlandıramıyor olsalar gerek. En azından benim için böyle.
Arza atılan shuttle ile ani iniş yaparken aşırı sürtünmeden ruhum acip bir hal almış. Kafasına esince alıp başını gidiyor, hâl böyle olanda et ve akıl yaşam fonksiyonlarını yerine getiremiyor, pili azalmış robot gibi yavaşlıyor hatta işlemeyi durduruyor elinde olmadan. Ruhum buralardan çok uzaklarda gibi hissediyorum. Ya da o hep uzaklara sevdalı olduğundan mıdır, nedir kendimi buraya ait hissetmiyorum. Derin şeyler hissetmek her zaman iyi olmayabiliyor bir tanrı vergisi olsa dahi. Kullanım klavuzunu isteseydim bari :)
Hayatı ya da rüyayı anlamlandırma yolculuğuma merhaba!
Umarım kendimle yazışmak bana, varlığıma dair ipuçları verir.
Böylece eve geri dönüş yolculuğumda doğru patikada mutlu ve huzurlu adımlarla yolu tamamlayabilirim ve gökkuşağının sonunda Vedud olan güleryüzle 'hoşgeldin' der..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder